BİR TIKLA GELEN HAYAL, BİR ÖMÜR SÜREN MAĞDURİYET

İçerik Tarihi: Per, 06/08/2026 - 20:54
Köşe Yazısı No: 10538
ANA GAZETE KÖŞE YAZARI

Sosyal Medyada Çekiliş Dolandırıcılığına Dikkat

Sosyal medya artık yalnızca fotoğraf paylaştığımız ya da arkadaşlarımızla iletişim kurduğumuz bir platform olmaktan çıktı. Bugün alışveriş yaptığımız, kampanyalara katıldığımız, çekilişleri takip ettiğimiz ve günlük hayatımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz dijital bir yaşam alanındayız. Ancak teknolojinin sunduğu bu kolaylıklar, ne yazık ki dolandırıcılar için de yeni fırsatlar yaratıyor.

Son yıllarda özellikle Instagram, Facebook ve benzeri sosyal medya platformlarında sahte çekilişler üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında ciddi bir artış yaşanıyor. "Son model telefon kazandınız!", "Tebrikler, ödül sizin!", "Hediyenizi teslim edebilmemiz için yalnızca kargo ücretini ödemeniz gerekiyor." gibi mesajlar ilk bakışta masum görünse de, çoğu zaman profesyonelce hazırlanmış bir dolandırıcılık senaryosunun ilk adımı oluyor.

Bir Telefon Kazandınız! Peki Ya Asıl Ödediğiniz Bedel?

Hayal edin…

Telefonunuza bir mesaj geliyor.“Tebrikler! Çekilişten son model bir telefon kazandınız.” Şaşırıyorsunuz. Böyle bir çekilişe katıldığınızı bile hatırlamıyorsunuz. Ama karşınızdaki kişi son derece profesyonel konuşuyor. Adınızı, soyadınızı biliyor. Hatta adresinizi ve telefon numaranızı teyit ediyor. Ardından WhatsApp üzerinden kurumsal görünümlü bir mesaj geliyor.

Logo var. Yetkili ismi var. Sipariş numarası var. Kargo bilgileri var. Her şey gerçek gibi… Sonra küçük bir ayrıntı ortaya çıkıyor: “Telefonunuz ücretsiz. Sadece kargo ücretini ödemeniz gerekiyor.” Birkaç yüz lira…

İşte dolandırıcılığın en tehlikeli noktası tam da burası. Çünkü insan zihni şöyle düşünüyor:
“On binlerce lira değerindeki telefonu kazanmışım. Birkaç yüz liralık kargo ücretinden ne olacak?”
Ödeme yapılıyor.

Fakat hikâye burada bitmiyor. Birkaç gün sonra yeni bir mesaj geliyor: “Telefonunuz yurt dışından geldi. Türkiye kayıt işlemlerinin yapılabilmesi için IMEI aktivasyon bedelinin ödenmesi gerekiyor.”
Ardından başka bir gerekçe: "Vergi bedeli…" “Gümrük masrafı…” “Yasal kayıt ücreti…”
Kullanılan kelimeler özellikle seçiliyor. Çünkü dolandırıcılığın en güçlü silahlarından biri bazen korkutmak değil, inandırmak oluyor. “IMEI”, “vergi”, “gümrük”, “aktivasyon”, “kayıt işlemi”…

Teknik ve hukuki ifadeler kullanıldıkça karşı taraf daha güvenilir görünüyor. Siz de bir ödeme daha yapıyorsunuz. Sonunda telefon gerçekten geliyor. Kutuyu açıyorsunuz. Telefon elinizde. Çalışıyor.
Belki birkaç gün, belki birkaç hafta kullanıyorsunuz. Ve tam da bu noktada insanın şüphesi tamamen ortadan kalkıyor: “Demek ki gerçekten kazanmışım.”

Ta ki bir gün kapınız çalana kadar… Ama kapıda kargo görevlisi yoktur. İcra dairesinden gönderilmiş bir ödeme emri vardır. İşte o anda gerçek ortaya çıkıyor. Meğer telefon size hediye edilmemiş. Sizin adınıza satın alınmış. Sizin kimlik bilgileriniz kullanılarak bir satış sözleşmesi düzenlenmiş. Telefon elinize ulaştırılmış. Ardından kalan borç üzerinize bırakılmış.

Daha da kötüsü, birçok mağdur adına düzenlenen satış sözleşmesini ilk kez icra dosyasında görüyor.
Bir telefon kazandığını sanan kişi, bir anda kendisini binlerce liralık borcun içinde buluyor. Ve çoğu zaman işin en zor kısmı bundan sonra başlıyor.

Çünkü dolandırıcılar gerçek kimliklerini gizlemek için sahte hesaplar, başkalarına ait bilgiler, anonim telefon hatları ve farklı kişiler adına açılmış banka hesapları kullanabiliyor. Bazı olaylarda faillerin yurt dışından hareket etmesi de soruşturmayı daha karmaşık hâle getirebiliyor.

Yani ortada yalnızca “telefon dolandırıcılığı” yok. Asıl mesele çok daha büyük.
ÇÜNKÜ HEDEF BAZEN TELEFON DEĞİL, SİZSİNİZ.

Dolandırıcının istediği şey birkaç yüz liralık kargo bedeliyle sınırlı olmayabilir. Kimlik bilgileriniz…
Banka hesap bilgileriniz… Kredi kartı bilgileriniz… Mobil bankacılık bilgileriniz… En önemlisi, telefonunuza gelen SMS doğrulama kodları… Bazen tek bir kod, hesabınızın kapısını açmaya yetebilir.

Bir kez ele geçirilen kişisel bilgiler ise farklı suçlarda tekrar tekrar kullanılabilir. Adınıza kredi çekilebilir.
Banka hesapları açılabilir. Elektronik para hesapları oluşturulabilir. Başka kişilere yönelik dolandırıcılık faaliyetlerinde sizin kimlik bilgileriniz kullanılabilir.

VE BİR SABAH YALNIZCA BORÇLA DEĞİL, HİÇ İŞLEMEDİĞİNİZ BİR SUÇUN ŞÜPHELİSİ OLARAK UYANABİLİRSİNİZ VE ARTIK KAYBETTİĞİNİZ SADECE PARANIZ DEĞİL ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ OLABİLİR...

İşte bu nedenle bu tür olaylarda kaybedilen şey yalnızca para değildir. Kimliktir. Güvendir. Zamanıdır. Hatta bazen özgürlüktür. Dolandırıcılığın en tehlikeli tarafı da budur: Size büyük bir şey vaat ederek küçük bir bedel ödetir. Sonra o küçük bedelin arkasından çok daha büyük bir faturayı önünüze koyar.

Hukuken Bunun Karşılığı Nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.

Sosyal medya üzerinden düzenlenen sahte çekilişler de, kişilerin güveni kötüye kullanılmak suretiyle haksız menfaat sağlanmasına yönelik olduğundan olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Bu suçun oluşması için; mağdurun aldatılması, bu aldatma nedeniyle malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması, failin de bu yolla haksız menfaat elde etmesi yeterlidir.

Dolayısıyla "Ben sadece kargo ücretini gönderdim." düşüncesi hukuken zararın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Miktar ne olursa olsun, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen bu eylem ceza hukuku bakımından oldukça ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Nitekim Yargıtay da internet ve bilişim sistemleri kullanılarak oluşturulan sahte güven ortamı sayesinde mağdurun para göndermeye ikna edilmesini nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirmektedir.

Vatandaşlar Nelere Dikkat Etmeli?

* Doğrulanmamış sosyal medya hesaplarına güvenmeyin.

* "Ödülü teslim edebilmek için ücret ödemeniz gerekiyor." deniliyorsa mutlaka şüpheyle yaklaşın.

* Kimlik bilgilerinizi, banka bilgilerinizi ve SMS doğrulama kodlarınızı hiçbir koşulda paylaşmayın.

* Kampanyanın gerçek olup olmadığını mutlaka firmanın resmî kanallarından doğrulayın.

* Ödeme yaptıysanız vakit kaybetmeden bankanızla görüşün, hesaplarınızı güvence altına alın ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunun.

Yargıtay Diyor ki…

Bilişim sistemleri kullanılarak oluşturulan sahte güven ortamı sayesinde mağdurun para göndermeye ikna edilmesi hâlinde, eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f maddesi kapsamında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu istikrarlı şekilde kabul etmektedir.

Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarih, 2017/35426 Esas, 2021/4655 Karar sayılı ilamında; internet ortamında oluşturulan aldatıcı beyanlar ve bilişim sistemleri kullanılarak mağdurun para göndermesinin sağlanmasının, basit bir aldatma değil, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay kararlarının ortak yaklaşımı da son derece açıktır: Failin mağdurla yüz yüze gelmesine gerek yoktur. İnternet sitesi, sosyal medya hesabı, sahte ilan, çekiliş mesajı veya elektronik haberleşme araçları kullanılarak oluşturulan güven ortamı sonucunda mağdurun malvarlığında eksilme meydana gelmişse, olayın özelliklerine göre nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmaktadır.

Sonuç olara; dijital dünya her geçen gün gelişirken dolandırıcılık yöntemleri de aynı hızla değişiyor. Teknoloji ilerledikçe suçun işlenme biçimi farklılaşıyor; ancak değişmeyen tek şey, dolandırıcıların insanların güven duygusunu istismar etmesidir. Hukuk, mağduriyet gerçekleştikten sonra hak arama yollarını elbette sunmaktadır. Ancak hiçbir dava, kaybedilen zamanı, yaşanan stresi ve uğranılan maddi zararı tamamen ortadan kaldıramaz. Bu nedenle en etkili korunma yöntemi, bilinçli hareket etmek ve şüpheli görünen hiçbir talebe peşin güvenmemektir.

Unutmayalım…

Sosyal medyada karşınıza çıkan her "Tebrikler, kazandınız!" mesajı gerçekten bir ödül anlamına gelmeyebilir. Çünkü bazen tek bir tık, yalnızca bir telefonun değil; yıllarca sürebilecek maddi ve manevi bir mağduriyetin başlangıcı olabilir.

Köşe yazarlarımızın yazılarını kaynak belirtilmek suretiyle kopyalayıp haber amaçlı yayın yapan internet sitelerinde ve yazılı basında ilave ve çıkarma yapmamak şartıyla orijinal haliyle kullanabilirsiniz.