YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ SOYLU BİR İTİRAZIN PARTİSİDİR
“RAZI DEĞİLİZ” DİYEREK KURULDUK…
“Zor olanı başardığımız bir 2 yılın, bir ikinci yılın vakarıyla buradasınız. Bir memleket için umudu sadece millete emanet ederek, sadece milletin kalbinde mayalamak zordu; zor olanı başarmış bir kadro olarak bu salondayız. Anahtar Parti soylu bir itirazın partisidir. Anahtar Parti, memlekette ‘Bu memleketin hâli nedir? İkinci yüzyıl diye andığınız Cumhuriyet’in karnesinin bu hâli nedir?’ diyen bir itirazın partisidir. Biz soylu bir itirazın partisiyiz, itirazla kurulduk, ‘Razı değiliz’ diyerek kurulduk! Elleri nasırlı olup tarladan hakkını alamadığı için iki eli yanına düşmüş mahzun bıraktıklarınıza, koruyamadıklarınıza, hakkını veremediklerinize, rekabet gücü kazandıramadıklarınıza, memleketi bu hâle getirip mahzun bıraktığınız koca bir millete yaşattıklarınıza razı değiliz diye kurulduk. Anahtar Parti razı olmayanların, ‘Bu yaşattıklarınız milletin kaderi değildir’ diyenlerin, ‘Sadece başarırsak biz başarırız, biz başaramazsak kimse başaramaz’ diye şımarıklığa dönüştürdüklerinizin değil, bu koca memleketi nasıl ayağa kaldırdığımızı göreceksiniz diye itirazımızın konusu olan bir iradeyle bugüne geldi. Anahtar Parti Türk milletinin partisidir, bu hassasiyetle geliyoruz! Anahtar Parti siyaseti ikbal hesabı, kariyer planı gibi görmeyenlerin, ‘Memleket ne olacak?’ derdine düşüp kendine oy verenlerin değil, 86 milyonu ayağa kaldırmaya cesaret edebilenlerin partisidir. O yüzden bundan sonra Anahtar Parti mihenktir, Anahtar Parti aynadır, Anahtar Parti milletin ızdırabının sözcüsüdür, Anahtar Parti ümidin kalesi, Anahtar Parti yeniden ayağa kalkıyoruz hassasiyetinin sarsılmaz iradesidir, Anahtar Parti Türk milletinin geleceğidir!
HUKUKTAKİ SİYASALLAŞMAYA İTİRAZ EDİYORUZ DEDİK
Biz itiraz ettik, iki yıl itirazımızı dillendirdik. Bu emekli aylıklarına razı değiliz dedik, bu asgari ücrete razı değiliz dedik; hukuktaki bu gecikmeye, hukuktaki bu siyasallaşmaya itiraz ediyoruz dedik. Mülakat adaletsizliğine razı değiliz dedik; çocuklarımız atanamıyor, ‘İş vermek zorunda mıyız?’ diye parmak salladınız, çocuklarımıza söylediğiniz her sözü size hatırlatarak buna mecbur değiliz dedik. Planlamayı bilmiyorsunuz, desteklemeyi bilmiyorsunuz, tasarruf etmeyi bilmiyorsunuz; üreteni ayağa kaldırmayı bilmiyorsunuz, ticaret yapana pazar bulmuyorsunuz, yetenek keşfetmiyorsunuz. İnsanlara vaat ettiğiniz huzuru, vaat ettiğiniz özgürlüğü, vaat ettiğiniz güvenliği sağlayamıyorsunuz; bu aslında memleketi yönetemediğiniz anlamına geliyor diye itiraz ettik biz. Bu itirazlarımızın şimdi parolasını söylüyorum: Biz itiraz ettik, razı değiliz diye milletin kalbinde mayalanmış Anahtar Parti, ‘Kurtulmak istiyoruz’ iradesiyle bu iradenin lokomotifi olma hattında yürüyor.
KÜRSÜLERDE KAVGA EDİP SONRA KÜRSÜ ARKASINDA HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANANLARIN DÂHİL OLDUĞU MÜSAMEREDE YOKUZ!
Bu kadar sorun var, bu kadar sorun varken memleketin yönetiminin çoktan umutla birleşmesi lazımdı. ‘Muhalefet muhalefete konuşmaz’ diyorlar; memleket bu kadar sorunla karşı karşıyayken burada mesul olan herkese konuşmak zorundayız. İktidar elinde her şeyi yapmak kudreti varken memleketi bu hâle getirdiği için sorumlu, muhalefet memlekette bu kadar sorun varken iktidar olamamakla sorumlu! O yüzden Anahtar Parti iktidar ve muhalefet arasında, iktidar ve ana muhalefet arasında kurulan bu tahterevalliyi bozmak için var; Anahtar Parti kırk katır kırk satır arasına sıkışmış, ‘Ya iktidara ya muhalefete mecbursunuz’ diyenlere ‘Artık Anahtar Parti var’ diyenlerin hareketidir. ‘Biz yaparsak hakkı var, biz yaparsak hikmeti var, siz yaparsanız mesulsünüz’ diyen şımarıklığın iktidarına karşı biz ne vatanseverliğimizi, ne milliyetçiliğimizi, ne cumhuriyetçiliğimizi, ne bu toprakları bir ve beraber etme hassasiyetimizi hiç kimsenin parmağına teslim etmeyiz! Biz kendisine herhangi bir ithamla gölge edebileceğiniz bir hareket değiliz, biz memleket evlatlarıyız. Bu memlekette ‘Kime oy verelim?’ kaygısının şimdilerde milletin ufkunda beliren yegâne adresiyiz. Salonlarda sadece bir amblemin, bir parti iddiasının değil, Türk milleti için bu siyasetin güya kendisine malzeme ettiği bu tartışma alanlarının hepsinin aslında bir müsamere olduğunu millet vicdanına ihbar edenleriz biz; bu müsamerede biz yokuz! Kürsülerde kavga edip sonra kürsü arkasında hiçbir şey olmamış gibi davrananların içine dâhil olduğu müsamerede değiliz biz.
AZİZ TÜRK MİLLETİ, BİZİM KÜRSÜDE SÖYLEDİKLERİMİZE BAKIN!
Bunların kızgınlıkları da sahte, kavgaları da sahte, bunların birbirlerine söyledikleri sözlerin arkasındaki nefretleri de sahte! ‘Sözlerine de sevdalarına da kızgınlıklarına da tenkitlerine de itimat edemeyiz’ diye siyaseti millet nezdinde itibarsız hâle getirmişsiniz. ‘Kürsüde söylediklerimiz önemli değil, ona bakma sen, onlara alınganlık etme’ diyorsunuz. Anahtar Parti olarak biz söylüyoruz: Aziz Türk milleti, bizim kürsüde söylediklerimize bakın! Biz kürsüde söylediklerine inanan, inandıklarını siyasi iradesi yapan bir hareketiz; biz ne söylüyorsak öyle yaparız. Kürsüde kızdıklarımıza sarılmayız, sarıldıklarımıza kürsüde kızmayız! Siyasi nezaket hattındayız, terbiyeyle eleştiririz, devletin kurumlarını koruruz. Parti tüzel kişiliklerini tenkidimize konu yaparken bir saygı hattında dururuz ama vakarımızı da koruruz, biz siyasi vakar hattındayız. Millete ev yapacaktınız, Öcalan’a villa yapıyorsanız verin millete hesabını! Her partiye terörist diyordunuz, her partiye terörün gölgesinde yürüyorsunuz diye imalarda bulunuyordunuz; madem öyle, şimdi terörün siyasi uzantısı dediğiniz partiyle yürüyüşünüzün hesabını verin! Kürtler bize kalsın, PKK hükûmete kalsın. Kürtlerin sorunları bize kalsın, Öcalan’ın sorunları hükûmete kalsın!Anahtar Parti sadece iktidara konuşmuyor, muhalefete de konuşuyor; Anahtar Parti artık herkese konuşuyor. Cumhuriyet’in ikinci yüzyıl karnesini yük gören Cumhuriyet Halk Partili seçmene sesleniyorum; dindarlığın 25 yıllık iktidarı, dindarlığımızın 25 yıllık karnesini hassasiyetlerimize uygun görmeyen mukaddesatçı seçmene sesleniyorum. Ülkücü hareketin, Türk milliyetçiliğinin iktidar olup hazineleri doldurup ülkeyi ayağa kaldırıp memleketi dünyanın en saygın, en güçlü ülkeleri hâline getirememişliğinden hissesine mahzunluk düşmüş Türk milliyetçilerine sesleniyorum, Türk milletine sesleniyorum: Artık çaresiz değilsiniz, Anahtar Parti var, biz varız! Endişe etmeyin; Cumhuriyet’i koruyacağız, vatanımızı koruyacağız, devletimizi koruyacağız, topraklarımızı koruyacağız, sularımızı koruyacağız, alın terinin hakkını koruyacağız. Biz Türk milletinin evlatlarıyız, biz neyi koruyacağımızı bilen, neyi muhafaza etmek zorunda olduğumuzun farkında olan bir hareketiz.
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ ÇÖKMÜŞTÜR, BİTMİŞTİR
Biz dişimize göre bir iktidar bulduk, Türk milletini sizden kurtaracağız! Bunun adı fon meselesi değil, bunun adı fon rezaleti! Bu sizden daha önceki iktidarların sebep olduğu, sizin de yeni iktidara gelmiş gibi çözeceğiniz, öyle davranarak kendinizi kurtarabileceğiniz bir rezalet değil; bu bizzat sizin ‘Her derde deva olacak’ diye, ‘Bana yetkiyi verirseniz bu yetkiyle her sorunu anında çözeceğim’ diye, ‘Her şeyi bilecek, her şeyi görecek, her gördüğüne de anında müdahale edecek kudreti istiyorum sizden’ diye meydan meydan gezip aldığınız yetkinin, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin finalidir! Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi çökmüştür, bitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ilk defa yöneticileri, atadıkları, hizmetine talip olduğu partinin kurmayları içinde olmak üzere büyük bir dolandırıcılığın öznesi durumundadır. Diyorlar ki: ‘Cumhurbaşkanımızın bilgisi yok.’ Biz 2017 referandumunda, 2018’de uygulamaya girmiş bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ‘Haberi yok Cumhurbaşkanı’ mı seçtik yani? 467 bin kişi fonda, 4,5 milyon kişi borsada; bunlara bağlı olarak aileleriyle sayarsanız 15 milyon insanımızın, yani hemen nüfusumuzun beşte birinin dolandırıldığı bu organizasyondan haberi yok Cumhurbaşkanı ile nasıl çıkmayı planlıyorsunuz? Bu dünyanın en pahalı coğrafyasında ‘Yetkiyi verirseniz her şeyi anında çözerim’ diyen, bu sorumluluğu kendi şahsıyla birleştiren, kendisini ekonomi zordaysa ekonomist, memleket zordaysa başkomutan olarak takdim eden, ‘Memleketin her derdine deva olurum’ diye kendisini partilerine ‘Beni böyle takdim edin’ diye tembihleyen Cumhurbaşkanımızın 16 milyonun dolandırıldığı bu organizasyondan haberi yok diyerek çıkmayı planlıyorsunuz? Bunu nasıl başaracaksınız? Cumhurbaşkanımızın haberi olmaması bizi şöyle kaygılandırıyor: Acaba Cumhurbaşkanımızın şu anda haberi olmayan ne türlü bir belayla karşılaşacağız yarınlarda? Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi bitmiştir, atamaları ortadadır; denetim mekanizmaları çalışmıyor, ortadadır.
KENDİNİZ İÇİN TOKLUK SINIRI AÇIKLAR MISINIZ?
Açlık sınırı açıklıyorsunuz uzunca zamandır, böyle bir utanç var; milletiniz açıkladığınız açlık sınırının, fakirlik sınırının altında yaşamaya alıştı. Hükûmete çağrı yapıyorum: Kendiniz için tokluk sınırını açıklar mısınız? Çünkü bugün fon rezaletiyle karşı karşıya olduğumuz şey sadece dolandırılmak değildir; siz ve çocuklarınız tam olarak ne yaşadınız ki doymuyorsunuz? Sizden ve 25 yıllık ümidimizden hissemize düşürdüğünüz bütün dertlerle, sizin yönetim maharetsizliğinizle memleketi alacağız. Türk milleti rahat olsun, Türk milletinin güçlü yarınları için çıktığımız bu mukaddes yolculuğun ikinci senesi muhalefette geçirdiğimiz son senesi olur inşallah, üçüncü seneye iktidar nasip olur inşallah! Bilin, biz namzetiz; memlekette önümüzdeki dönem sandıktan birinci parti çıkmasak da bu seçim bir seçim daha doğuracak, o seçimin tek iktidar alternatifiyiz! Milletimize sesleniyoruz artık; artık rekabet hattında biz AK Parti’nin, rekabet hattında Milliyetçi Hareket Partisi’nin bile rakibi değiliz, biz Türk milletinin sorunlarının rakibiyiz! Münakaşayla geçirecek zaman yok, parti kavgasıyla kaybedilecek zaman yok; etrafımızda daralan çemberi görmekteyiz. Türk milletini ayağa kaldıracağız…
Anahtar Parti, Türk milletinin, Türk milleti de insanlığın umududur; böyle bir mesuliyetle yürüyoruz. Türk siyasetine çok iyi geleceğiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceğine çok kuvvet vereceğiz; biz varlığımızla Türk milletinin umuduna, geleceğine, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına teminat olacağız.”


















