Bahçeli’den Batı uyarısı

İçerik Tarihi: Cts, 23/05/2026 - 15:46
Haber No: 7680
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Batılı ülkelerin ikiyüzlü politika sergilediklerini belirterek, “Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir” dedi.

ANKARA (İGFA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi:

“Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23’üncü dönem programına katılan ve sertifika almaya hak kazanan kardeşlerimi huzurlarınızda gönülden kutluyor, başarılar diliyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Siyaset ve Liderlik Okulu ortaya koyduğu faaliyetler açısından adından sıkça söz ettiren bir konumdadır.

Türklerde bilginin ana dayanağı Türk Töresi’dir. Töre, bir toplumun kolektif tecrübesiyle şekillenen; hayat tarzı, insan anlayışı ve evren algısının toplamını temsil eden bilgelik manzumesidir.

Bilgece kararlar alabilmek için bir meşruluk zemini gerekir ve Türk Töresi bu zemini sağlar.

Türk düşünce mirasında bilgi, ancak erdem ve ahlakla birleştiğinde gerçek değerini bulur.

Bilgelik bir kibir değil, aksine bir tevazu pratiğidir. Bilge kişi, bilgisini toplumun yararına kullanan ve olaylar karşısında dirayetli davranan bir rehberdir.

Diyebiliriz ki Türklerde bilgi, hayattan kopuk bir malumat yığını değil; töre ile şekillenen, bilgelik ile uygulanan ve dil ile kuşaktan kuşağa aktarılan canlı bir kültürel mirastır.

Bütün politikalarımızı; güçlü devlet, huzurlu millet anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz.

Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikrî tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur.

Milletin derdiyle dertlenmeyen, menfaatiyle sevinmeyen, acısıyla kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir.

Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların, yaptıkları siyaset değil, olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir.

21. yüzyılda dünya farklı bir yöne gitmekte, dünya düzeni yeniden şekillenmektedir.

Dünya düzeni yeniden şekillenirken Batı ve Doğu’nun değerler sistemi çatışmakta, bu gidişat bütün milletleri büyük bir öngörülemezliğin içine doğru sürüklemektedir.

Bugün teknolojik ve bilimsel bağlamda geliştiği somut olan batılı sistemin çöküşünden bahsedilmektedir. Bu çöküşün belli nedenlerle ve belirli koşullarda gerçekleştiği kesindir.

Rusya-Ukrayna çatışması ve Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı olması, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve ortaklaşa katliamlara imza atmaları, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve güvensizliğin parantezine almıştır.

Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür.

Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Bugünkü dünya sisteminin aktörlerinin, idealize ederek batı dışı dünyaya dayatmaya çalıştıkları değerleri sömürü düzenlerini devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaları, bu değerleri içi boş, sadece kavramsal gerçekliği olan ama ameli karşılığı bulunmayan retoriğe dönüştürmüştür.

Batı, “ötekisi” olarak gördüğü bütün toplumları daha fazla sömürmek için “kültürel ve moral değerler” ile oynamıştır.

Onları tarihsel bağlarından koparmış ve kendi zenginliklerini devam ettirmeye hizmet edecek bir yaşam biçimine mahkûm etmiştir.

Batı, batı dışı milletleri kendi çıkarları doğrultusunda kategorize etmekten, tanımlamaktan da geri kalmamıştır.

Bugün, az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler şeklinde kalıplaşan tanımlamalar tam anlamıyla batılı akılla yapılan sınıflandırmanın ürünüdür.

Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır.

Soğuk savaş döneminde bu tanımlamalar Batı açısından oldukça düşük maliyetle sürdürülebilen bir düzen üretmiş iken bugün astarı yüzünden pahalı gelmiş ve çok maliyetli bir sürece dönüşmüştür.

21. yüzyılın belirsizliğe tutsak olmuş dünya durumu, henüz çökmese de derin bir krizde olduğu aşikar olan Batı hegemonyasının eski alışkanlıklarını devam ettirme çabasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Günümüzde Batı Avrupa ve ABD’nin temsil ettiği klasik sanayileşmiş ülkelerin küresel sermayeden aldığı pay düşmekte, dolayısıyla bu durum dünyanın ekonomik pastasından alınan payı da batı dışı dünya lehine değiştirmektedir.

Batının halen özellikle “düşünce ve dil” üretimi noktasında hegemonyasını devam ettirme çabaları görülse de iktisadi gelişmelerin bu dil ve düşünceyi havada bırakacağı muhakkaktır.

Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir.

Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür.

Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır.

Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir.

Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir.

Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, “çözümsüz”, “imkânsız”, gibi kavramlarla bakmıyoruz.

Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur.

Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz.

İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız.

Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz.

Kendilerini çıkmaz içinde görenler, sürekli olarak içinde bulunduğumuz çağda zamanın hızla aktığından ve böylesi koşullarda çeşitli sorunlara kalıcı çözümler üretilemeyeceğinden bahsediyorlar.

Zamanın hızlı aktığı kuşkusuz bir gerçekliktir. Lakin zamanın hızlı akması başka, yönsüz ve hedefsiz akması bambaşka bir şeydir.

Yön ve hedefin tayini hamasetten uzak değerlendirmelerin konusu kılınmalı, tarihte birçok defa başarıldığı gibi tekrar “Türkçe bir dünya kurumanın eşiğinde olduğumuz bilinmelidir”.

Bunun adı “Türk ve Türkiye Yüzyılıdır” ve tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada gerçekleşen her olay sonuçları itibariyle sadece bölge ile sınırlı kalmayacak ve bütün dünyayı etkileyecektir.

Bu coğrafya yüzlerce devletin beşiğini sallamış ve salasını vermiştir. Bu tarihin herkese tembihi, şüphe götürmez bir gerçekliğidir.

Üzerinde yaşadığımız coğrafya büyük imparatorluklar coğrafyasıdır, anılar ve tarih burada çok güçlüdür.

Bunun aksini iddia edenler, tarihle ve Türk ile kavga etmeyi göze almalıdır.”

Kaynak: İGFA

İlgili Haberler | Anagazete

1 Kas 2026 - 12:07
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı eğitim çalıştayı düzenledi: Sonuçlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacak
1 Kas 2026 - 11:59
Edirne’de çifte vatandaşlar oylarını kullandı
31 Eki 2026 - 23:00
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Patrik Bartholomeos ile bir araya geldi
31 Eki 2026 - 22:54
İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Yıldırım Belediyesi’ndeki personel alımları, vatandaşların randevu taleplerinin karşılanmadığı iddiası, belediye yönetimindeki yetki tartışmaları ve etkinlik harcamaları üzerinden Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a yönelik eleştirilerde bulundu. Seyis, özellikle belediyeye alınan bazı personellerin Yıldırım dışında, ağırlıklı olarak Osmangazi ve Nilüfer’de ikamet ettiği yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.
31 Eki 2026 - 22:49
31 Ekim 2026 Haber Erdal Orhan İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa’nın ticari ve ekonomik hayatına yön veren kurumlarla iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Bursa Ticaret Borsası yönetimlerine gerçekleştirilen ziyarette, kentin ekonomik geleceği, iş dünyasının beklentileri ve kurumlar arası dayanışma ele alındı.
31 Eki 2026 - 21:34
31.10.2026 Haber Erdal Orhan Saadet Partisi Bursa İl Divan Toplantısı, İl Başkanı Hamza Gürsel'in açılış konuşmasıyla gerçekleştirildi. Bursa teşkilatının yoğun katılım gösterdiği toplantıda hem kentin hem de ülkenin gündemindeki sorunlar masaya yatırıldı. Fon tartışmalarından ekonomik krize, Erbakan'ın mirasından Cumhuriyet'in anlamına kadar birçok başlıkta mesajların verildiği toplantıda, Bursa'nın topraklarının betonlaşmadan korunması vurgusu dikkat çekti.
31 Eki 2026 - 21:30
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti soylu bir itirazın partisidir. Anahtar Parti, memlekette ‘Bu memleketin hâli nedir? İkinci yüzyıl diye andığınız Cumhuriyet’in karnesinin bu hâli nedir?’ diyen bir itirazın partisidir. Biz soylu bir itirazın partisiyiz, itirazla kurulduk, ‘Razı değiliz’ diyerek kurulduk! Bu memlekette ‘Kime oy verelim?’ kaygısının şimdilerde milletin ufkunda beliren yegâne adresiyiz. Türk milletine sesleniyorum: Artık çaresiz değilsiniz, Anahtar Parti var, biz varız!” diye konuştu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin 2. kuruluş yıl dönümü programında konuştu. Genel Başkan Yardımcıları, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Kurucular Kurulu Üyeleri, İl Başkanları, Kadın Kolları, Gençlik Kolları ve teşkilat mensuplarının da katıldığı programda partisinin 2 yıllık yolculuğunu, gelecek hedeflerini ve gündemi değerlendiren Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: