Bir Bilgenin Ardından: Var Olmanın Değeri

İçerik Tarihi: Cts, 14/03/2026 - 10:08
Köşe Yazısı No: 4832
ANA GAZETE KÖŞE YAZARI

Bir Bilgenin Ardından: Var Olmanın Değeri
Bazı sabahlar vardır…
Bir haber duyarsınız ve şehirde görünmeyen bir boşluk oluşur. Sanki bir kütüphanede yıllardır duran ağır bir kitap raftan çekilip alınmış gibidir. Raf hâlâ oradadır ama eksikliği hissedilir.
Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları dönemin insanı değildir.
Onlar bir kültürün, bir hafızanın ve bir düşünce disiplininin taşıyıcısıdır.
Böyle isimlerden biri de kuşkusuz İlber Ortaylı.
Onu dinleyen herkes bilir: Ortaylı yalnızca tarih anlatmazdı. O konuşurken geçmişin sayfaları arasında dolaşmaz, insanın zihninin içinde bir yolculuğa çıkarsınız. Çünkü tarih dediğimiz şey aslında yalnızca olayların sıralanması değil; insanın kendisini tanıma çabasıdır.
Ortaylı’nın sık sık hatırlattığı bir söz vardır:
“Tarihini bilmeyen milletler, başkalarının yazdığı tarihin figüranı olur.”
Bu cümle çoğu zaman toplumlar için söylenmiş bir uyarı gibi görünür.
Oysa biraz düşününce insan hayatı için de geçerli olduğunu fark edersiniz.
Kendi değerini bilmeyen insan, başkalarının hayatında figüran olmaya razı olur.
Anlamak isteyene…
Türkçede güzel bir deyim vardır:
“Leb demeden leblebiyi kapmak.”
Yani söyleneni daha tamamlanmadan anlayabilmek…
Sözün yarısından manayı çıkarabilmek.
Bazı insanlar böyledir. Hayatın inceliklerini çabuk kavrarlar. Bir bakıştan, bir imadan, bir cümlenin yarısından anlam çıkarırlar. Bu, olmayanı yorumlamak değil; cümlenin en başından asıl manayı hissedebilme kabiliyetidir.
Bazı insanlar için durum tam tersidir. Onlara leblebinin yalnızca kendisini değil, leblebinin tarihçesini, üretimini, hikâyesini anlatsanız bile nafile…
Çünkü mesele çoğu zaman bilgi eksikliği değildir.
Mesele zihnin açıklığıdır.
Ortaylı’nın bu konuda söylediği keskin bir söz vardır:
“Cehalet yalnızca bilgisizlik değildir; dar bir dünyaya hapsolmaktır.”
Gerçekten de bazı insanlar başkalarının değerini görebilecek genişliğe sahip değildir. Zihinleri kapalıdır; bakarlar ama görmezler, duyarlar ama anlamazlar.
Değer…Güç
Hayatın belki de en zor öğrenilen dersi şudur:
İnsan çoğu zaman değerini başkalarının bakışına göre ölçmeye başlar.
Oysa Ortaylı’nın düşünce dünyasında insanın değeri başka bir yerde aranır.
“Bir insanın en büyük sermayesi merakıdır.”
Merak eden insan öğrenir.
Öğrenen insan gelişir.
Gelişen insan ise başkalarının küçümsemesiyle küçülmez; başkalarının abartılı övgüleriyle de büyüdüğü zannına kapılmaz.
Ortaylı’nın başka bir uyarısı da bunu tamamlar:
“Okumayan insanın fikri olmaz.”
Bilgi insanı yalnızca donatmaz; ona bir duruş kazandırır. Bu yüzden kültürlü insan kendisini bağırarak değil, varlığıyla belli eder.
Nitekim Ortaylı bunu çok sade bir şekilde ifade eder:
“Kültürlü insan her yerde kendini belli eder.”
İnsan, mesafe… Anlam
Hayat boyunca insan pek çok insanla karşılaşır.
Bazen öyle insanlar olur ki size sanki hiç var olmamışsınız gibi davranırlar.
Sözünüzü önemsemezler.
Emeğinizi görmezler.
Varlığınızı sıradanlaştırırlar.
İnsan böyle anlarda çoğu zaman kendisini anlatmaya çalışır.
Oysa hayatın en zarif cevaplarından biri tartışmak değildir.
Zira seni anlamak isteyen leb demeden leblebiyi kapar.
Anlamak istemeyene ise leblebinin tarihçesini anlatsan da sonuç değişmez.
İnsan kendini yormamalıdır.
Bazen mesafede kalmak, laf anlatmaya çalışmaktan daha değerlidir.
İşte o noktada insanın vereceği en güzel cevap belki de şu kadar sadedir:
Sana “bir varmışsın bir yokmuşsun” gibi davranana,
“ha varmış, ha yokmuş” gibi davranmak.
Bir İnsan Giderken… Derinlik
Büyük insanlar öldüklerinde aslında tamamen gitmezler.
Onlar bir cümlede yaşamaya devam eder.
Bir kitabın sayfasında, bir insanın zihninde, bir sohbetin ortasında…
İlber Ortaylı’nın hayatı bize üç şeyi hatırlatır:
• Bilgi insanı özgür kılar.
• Cehalet insanı daraltır.
• Kendini küçülten insanı dünya da küçültür.
Ama belki de en önemli ders şudur:
İnsan kendi değerini başkalarının bakışıyla ölçmeye başladığı gün küçülür.
Son Söz
Hayatın en büyük olgunluğu, herkes tarafından anlaşılmaya çalışmaktan vazgeçtiğiniz gün başlar.
Çünkü bazı insanlar leb demeden leblebiyi kapar.
Bazıları ise leblebinin tarihçesini dinlese bile nafile…
İnsan o zaman şunu fark eder:
Herkesi ikna etmek zorunda değildir.
Çünkü insanın gerçek değeri başkalarının gözünde değil,
kendi duruşunda saklıdır.
Ve belki de hayatın en zarif cevabı tek bir cümlede saklıdır:
“Bir varmışım bir yokmuşum ise…
sen de ha varmış, ha yokmuşsun.”
İlber Ortaylı bizlere kelamıyla, kalemiyle ve fikirleriyle dokunan kıymetli bir tarihçidir.
Haklıydı. ‘Gerçekten de hayat kısa…’ Üstelik her şeyle ve herkesle vakit kaybedemeyecek kadar kısa.
Asıl güç, yalnızca akıllı olmakta değil; aklı, değerli insanları ve kıymetli meseleleri diğer her şeyden ayırabilecek kadar isabetle kullanabilmekte saklıdır.
Bu dünyada haklı olanın ve insanlığı güzel olanın Hakk’a teslimiyeti dahi güzellikle olur.
Hepimizin başı sağ olsun.

Köşe yazarlarımızın yazılarını kaynak belirtilmek suretiyle kopyalayıp haber amaçlı yayın yapan internet sitelerinde ve yazılı basında ilave ve çıkarma yapmamak şartıyla orijinal haliyle kullanabilirsiniz.