Bir Kadını Susturursanız, Bir Nesli Yetim Bırakırsınız

İçerik Tarihi: Paz, 10/05/2026 - 22:10
Köşe Yazısı No: 7233
ANA GAZETE KÖŞE YAZARI

Öncelikle rahmetli güzel annemin ve hayatta olan bütün güzel annelerin Anneler Günü’nü can-ı gönülden kutluyorum.
Ebediyete uğurladığımız annelerimizi ve anneannelerimizi rahmet, minnet ve dualarla anıyor; hayatta olan tüm annelere sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde ilk duyduğu ses çoğu zaman annesinin sesidir.
İlk güven duygusu onun kucağında oluşur.
İlk merhameti, ilk sevgiyi, ilk vicdanı annesinden öğrenir insan.
Bu nedenle annelik yalnızca bir sıfat değildir.
Annelik, insanlığın yeniden üretildiği kutsal bir emanettir.
Anneler Günü’nde çiçeklerden, hediyelerden, sosyal medya paylaşımlarından daha önemli bir mesele vardır:
Kadının kıymetini gerçekten biliyor muyuz?
Çünkü bir toplum kadına verdiği değer kadar güçlüdür.
Kadını koruyamayan hiçbir medeniyet ayakta kalamaz.
Bugün ne yazık ki birçok kadın; şiddetin, baskının, korkunun ve susturulmanın gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir.
Oysa hukuk da vicdan da çok nettir: Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir suç değil, insanlığa karşı işlenmiş ağır bir vicdan suçudur.
Türk Ceza Kanunu’nda kadına karşı işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret, eziyet, cinsel saldırı ve öldürme suçları ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Özellikle suçun eşe, eski eşe ya da kadına karşı işlenmesi hâlinde birçok suç bakımından cezalar artırılmakta; canavarca hisle öldürme, eziyet çektirerek hareket etme, tasarlayarak işleme gibi durumlar ağırlaştırıcı sebep sayılmaktadır.
Kadına yönelik şiddet vakalarında uzaklaştırma kararları, koruma tedbirleri ve elektronik kelepçe uygulamaları da devreye girmektedir. Çünkü devletin en temel görevi, insanın yaşam hakkını ve onurunu korumaktır.
Fakat mesele yalnızca ceza vermek değildir.
Asıl mesele; bir kadının korkmadan yaşayabildiği bir toplum inşa edebilmektir.
Bir anne korkuyorsa, evlat huzurlu büyüyemez.
Bir kadın susturuluyorsa, toplum vicdanını kaybeder.
Kadının gözyaşının normalleştiği yerde hiçbir başarı gerçek başarı değildir.
Kadın; hayatın yükünü omuzlayan görünmez kahramandır.
Bazen bir fabrikada emekçidir, bazen bir tarlada alın teridir, bazen bir mahkeme salonunda hakkın savunucusudur, bazen de gecesini gündüzüne katıp evladına gelecek hazırlayan bir annedir.
Ve unutulmamalıdır ki;
bir erkeği de toplumu da kadın yetiştirir.
Bu yüzden kadına saygı bir nezaket değil, bir medeniyet ölçüsüdür.
Anneler Günü yalnızca anneleri hatırlama günü değildir.
Kadının onurunu koruma, emeğini takdir etme ve ona yönelik her türlü şiddete karşı dimdik durma günüdür.
Bir çiçek vermek güzeldir.
Ama bir kadının korkmadan yaşayabildiği bir ülke bırakmak, en büyük armağandır.
Bugün bir annenin gözlerine bakarken şunu da düşünmeliyiz:
Kadınların susturulmadığı, şiddet görmediği, değersizleştirilmediği bir toplum bırakabiliyor muyuz?
Çünkü bir kadını inciten aslında geleceği incitir.
Bir anneyi ağlatan ise insanlığın vicdanını yaralar.
Ve bilinmelidir ki;
kadına el kalktığında yalnızca bir insan değil, toplumun merhameti de yere düşer.

Köşe yazarlarımızın yazılarını kaynak belirtilmek suretiyle kopyalayıp haber amaçlı yayın yapan internet sitelerinde ve yazılı basında ilave ve çıkarma yapmamak şartıyla orijinal haliyle kullanabilirsiniz.