Ben Böyleyim" Savunması Kurtarır mı?

İçerik Tarihi: Per, 30/07/2026 - 12:41
Köşe Yazısı No: 10159
ANA GAZETE KÖŞE YAZARI

Soru işareti hakareti gizlemez; "Ben böyleyim." ise çoğu zaman vicdanın değil, sorumluluktan kaçış cümlesidir.
İnsan bazen tokadın acısını unutur; ama onuruna yönelen bir cümleyi unutamaz.
Son günlerde birbirinden tamamen bağımsız iki olay dinledim.
İlkinde, kırıcı konuşmayı adeta kişiliğinin bir parçası hâline getirmiş bir insan vardı. Çevresindeki insanlar inciniyor, üzülüyor, ilişkiler yıpranıyordu. Bir gün kendisine, kullandığı sözlerin karşısındaki insanı ne kadar kırdığı anlatılmaya çalışıldı.
Verdiği cevap yalnızca şuydu:
"Ben böyleyim. Değişmem."
İkinci olayda ise bir kişi, kalabalık bir ortamda herkesin içinde aşağılandı.
Söylenen sözler açıkça küçük düşürücüydü.
Ancak hakaret eden kişi son derece rahattı.
"Hakaret etmedim ki… Sadece soru sordum."
İki farklı olay...
Ama aynı eksiklik...
Birincisinde empati yoktu.
İkincisinde hukuk bilgisi...
Oysa her ikisinin de ortak noktası aynıydı:
İnsan onurunun ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmamak...
İnsan onuru, sağlıklı iletişim, empati ve karakter...
Belki de insanı gerçekten insan yapan en temel değerler bunlardır.
Çünkü insan ilişkileri haklı çıkmak üzerine değil, birbirini anlayabilmek üzerine kurulur.
Empati, karşımızdakinin yerine kendimizi koyabilmektir.
İletişim ise yalnızca konuşabilmek değil; söylediğimiz sözün karşımızdaki insanda nasıl bir iz bıraktığını da fark edebilmektir.
Karakter ise "Ben buyum." diyerek değişmeyi reddetmek değil; insan onuruna saygı duyarak, iletişimi ve empatiyi rehber edinerek, gerektiğinde değer verdiği insan için kendini değiştirebilme erdemini gösterebilmektir.
Ne yazık ki günümüzde birçok insan, hakaret suçunun yalnızca küfür etmekten ibaret olduğunu düşünüyor.
Oysa hukuk, kelimenin sertliğine değil; insan onurunda bıraktığı etkiye bakar.
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu; bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesiyle oluşur.
Bu nedenle hakaret suçunun oluşması için mutlaka ağır küfürler edilmesi gerekmez.
Kişiyi aşağılayan, küçük düşüren veya toplum içindeki saygınlığını zedeleyen ifadeler de, söylendikleri bağlama göre hakaret suçunu oluşturabilir.
İşte toplumun en çok yanıldığı nokta da tam burasıdır.
Herkes;
"Gerizekâlı."
demenin hakaret olabileceğini bilir.
Ama;
"Gerizekâlı mısın?"
dediğinde suç işlemediğini zanneder.
Oysa soru işareti, hakareti gizlemez.
Çünkü bazen insanlar cevap almak için değil, aşağılamak için soru sorarlar.
"Şerefsiz misin?"
"Manyak mısın?"
"Aklın çalışmıyor mu?"
"Sen insan mısın?"
gibi ifadeler de, söylendikleri yer, söyleyiş biçimi ve taşıdıkları anlam dikkate alındığında hakaret suçunu oluşturabilir.
Aynı şekilde günlük hayatta sıkça duyduğumuz;
"Senin yapacağın işin..."
diye başlayıp devamı herkes tarafından tahmin edilen aşağılayıcı ifadeler de,
"Ben küfür etmedim."
savunmasıyla hukuki niteliğini değiştirmez.
Çünkü hukuk, cümlenin sonundaki soru işaretine de, başındaki savunmaya da değil; sözün taşıdığı aşağılayıcı anlama bakar.
Üstelik hakaretin alenen, yani başkalarının duyabileceği veya görebileceği şekilde işlenmesi hâlinde ceza artırılmaktadır. Çünkü artık saldırı yalnızca kişinin kalbine değil, toplum içindeki itibarına da yönelmektedir.
Bununla da sınırlı değildir. Kanun, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi gibi bazı durumlarda da daha ağır yaptırımlar öngörmektedir. Çünkü korunmak istenen yalnızca bireyin onuru değil; aynı zamanda kamu hizmetinin saygınlığı ve toplumsal barıştır.
Ancak hukukun söyleyebilecekleri burada sona eriyor.
Bundan sonrasını ne mahkemeler çözebilir ne de kanun maddeleri...
Bundan sonrası vicdanın alanıdır.
Bazı insanlar kırıcılığı karakter zannediyor.
Nezaketsizliği samimiyet,
kabalığı dürüstlük,
hakareti ise doğallık sanıyor.
Sonra da tek bir cümle kuruyorlar:
"Ben böyleyim."
Hayır...
Tarz; başkasını aşağılamanın adı değildir.
Karakter; nezaketsizliğin mazereti olamaz.
Eleştiri düşünceye yönelir.
Hakaret ise kişiliğe...
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
İnsan, en çok değer verdiği kişilere kırılır.
Hiç kimse, hayatında hiçbir anlamı olmayan bir yabancının sözüyle gecelerce uyuyamaz.
Ama değer verdiği, saygı duyduğu, dost bildiği ya da hayatında özel bir yere koyduğu bir insanın söylediği tek bir cümle, yıllarca kapanmayacak bir yara bırakabilir.
Çünkü kırgınlığın büyüklüğünü, söylenen sözün ağırlığından çok; o sözü söyleyen kişinin hayatımızdaki değeri belirler.
İşte bu yüzden insanlar çoğu zaman lafzen söylenmiş bir "Özür dilerim." cümlesini beklemez.
Çünkü samimiyetsiz bir özür, kırılan bir kalbi onaramaz.
İnsan, gerçekten değer verdiği kişinin kırgınlığını önce kalbiyle hisseder.
Sonra kendi davranışlarını sorgular.
Ve aynı acıyı bir daha yaşatmamak için değişmeye karar verir.
Gerçek özür, kelimelerle değil; davranışlarla edilir.
Gerçek pişmanlık ise aynı hatayı tekrarlamamaya gösterilen iradedir.
Fakat bazen verilen cevap yine aynıdır:
"Ben böyleyim. Değişmem."
İşte insanı en çok yaralayan cümle belki de budur.
Çünkü bu sözün satır arası şudur:
"Seni incitmiş olmam, beni değiştirecek kadar önemli değil."
Oysa olgunluk; hiç hata yapmamak değildir.
Olgunluk, kırdığını fark ettiğinde değişebilmektir.
Nezaket, zayıflık değil; güçlü karakterin en görünür hâlidir.
Keşke insanlar mahkemeye gitmeden önce vicdanlarına danışabilseler...
Keşke haklı çıkmaya çalışmadan önce, haklı olarak kırdıkları kalpleri görebilseler...
Çünkü hukuk, insan onurunu suç işlendikten sonra korur.
Vicdan ise insan onurunu, daha kelime ağızdan çıkmadan korumaya başlar.
Ve unutulmamalıdır ki;
Soru işareti hakareti gizlemez.
"Ben böyleyim." demek ise ne hukuken ne de vicdanen sorumluluğu ortadan kaldırır.
Çünkü gerçek karakter, "Ben böyleyim." demekte değil; kimsenin amacı kimseyi değiştirmek de değil ve fakat kişinin kendi içinde gerektiğinde "Ben değişebilirim." Kararını verebilmesidir. AVUKAT NURAY UYUMAZ K.

Köşe yazarlarımızın yazılarını kaynak belirtilmek suretiyle kopyalayıp haber amaçlı yayın yapan internet sitelerinde ve yazılı basında ilave ve çıkarma yapmamak şartıyla orijinal haliyle kullanabilirsiniz.